top of page

ÖRGÜ ÖRMEK VE EMPATİ

24 Eyl
9 dakikada okunur
Örgü örmek çoğunlukla yaratıcılık, rahatlama, odaklanma ve üretme hissiyle ilişkilendirilen bir el sanatıdır. Bununla birlikte örgünün psikolojik ve sosyal boyutları yalnızca bireyin kendisiyle kurduğu ilişkiyle sınırlı değildir. Başka biri için bir ürün hazırlamak, bir örgü grubuna katılmak, bir başkasına teknik öğretmek veya ortak bir proje üzerinde çalışmak, örgüyü kişilerarası ilişkilerin de bir parçası hâline getirebilir. Bu noktada örgü ile empati arasında dikkat çekici bir bağlantı ortaya çıkmaktadır. Empati genel anlamıyla başka bir insanın duygu, düşünce ve deneyimlerini anlayabilme ve onun bakış açısını dikkate alabilme kapasitesi olarak tanımlanabilir. Örgü örmek ve empati düzeyini artırdığını söylemek için mevcut bilimsel kanıtlar yeterli değildir; ancak el sanatlarının sosyal bağlantı, aidiyet, karşılıklı destek, iletişim ve anlamlı etkileşim gibi empatiyle yakından ilişkili süreçlere katkıda bulunabileceğini gösteren araştırmalar bulunmaktadır.
Bu nedenle örgü ve empati arasındaki ilişkiyi basit bir neden-sonuç ilişkisi olarak değerlendirmek yerine, örgünün empatik etkileşimlerin ortaya çıkabileceği sosyal ve psikolojik bir ortam oluşturup oluşturamayacağı üzerinden ele almak daha doğru olacaktır. Özellikle bir başkası için üretme sürecinde kişinin kendi tercihlerinin dışına çıkarak başka birinin ihtiyaçlarını düşünmesi, grup içerisinde örgü örerken farklı deneyimlerle karşılaşması ve bilgi paylaşımı sırasında karşısındaki kişinin bakış açısını anlamaya çalışması, perspektif alma becerisi açısından dikkat çekici örnekler sunmaktadır.

Empati Nedir ve Neden Önemlidir?


Empati günlük dilde çoğunlukla “kendini başkasının yerine koymak” şeklinde tanımlansa da psikoloji literatüründe daha kapsamlı bir kavramdır. Empatinin bilişsel ve duygusal olmak üzere birbiriyle ilişkili farklı bileşenlerinden söz edilmektedir. Bilişsel empati veya perspektif alma, başka bir kişinin içinde bulunduğu durumu ve bakış açısını anlayabilme kapasitesini ifade ederken; duygusal empati, başka bir insanın duygusal durumuna karşı duyarlılık gösterebilme ile ilişkilidir. Dolayısıyla empati, karşımızdaki insanla tamamen aynı duyguları yaşamak anlamına gelmez. Temel mesele, kendi deneyimimizin dışındaki bir deneyimin varlığını fark etmek ve onu anlamaya çalışmaktır.


Empatinin sosyal ilişkiler açısından önemi de burada ortaya çıkmaktadır. İnsanların birbirlerinin ihtiyaçlarını fark etmeleri, etkili iletişim kurmaları ve sosyal destek sunmaları büyük ölçüde karşılarındaki kişinin deneyimini dikkate alabilmeleriyle ilişkilidir. Bununla birlikte empati yalnızca büyük veya yoğun duygusal olaylarda ortaya çıkan bir beceri değildir. Günlük yaşam içerisinde bir insanı dikkatle dinlemek, onun tercihlerini hatırlamak, neye ihtiyaç duyabileceğini düşünmek veya bir konuda neden farklı düşündüğünü anlamaya çalışmak da empatik süreçlerin gündelik örnekleri arasında değerlendirilebilir. Bu açıdan bakıldığında yaratıcı ve sosyal aktiviteler, insanların birbirleriyle iletişim kurması ve farklı perspektiflerle karşılaşması için doğal ortamlar oluşturabilir.



Örgü örmek ilk bakışta bireysel ve teknik bir faaliyet gibi görünmektedir. İlmek sayıları, kullanılan malzemeler, ölçüler ve modeller sürecin somut tarafını oluşturur. Ancak örgü başka bir insan için yapıldığında üretim sürecine sosyal ve duygusal bir boyut eklenebilir. Kişi yalnızca hangi modeli yapmak istediğine karar vermek yerine, ürünü kullanacak kişinin özelliklerini de düşünmeye başlar. Kullanılacak rengin kişinin zevkine uygun olup olmadığı, ipliğin dokusunun rahat olup olmayacağı, ürünün hangi ortamda kullanılacağı veya hangi ölçünün daha uygun olacağı gibi kararlar başka bir insanın deneyimini zihinde canlandırmayı gerektirir.


örgü ören insanlar
 El emeğiyle hazırlanmış bir ürün, maddi değerinin ötesinde üretim için harcanan zamanı temsil edebilir.

Bu süreç psikolojideki perspektif alma kavramıyla ilişkilendirilebilir. Perspektif alma, bireyin geçici olarak kendi bakış açısından uzaklaşarak başka bir kişinin durumunu değerlendirmeye çalışmasını içerir. Örneğin kendisi için kazak ören biri yalnızca kendi renk ve model tercihlerini dikkate alabilirken, başka biri için aynı ürünü hazırladığında karşısındaki kişinin tercihlerini, bedenini, kullanım alışkanlıklarını ve ihtiyaçlarını hesaba katmak durumunda kalabilir. Elbette bu durum tek başına kişinin empati becerisinin geliştiğini kanıtlamaz. Bununla birlikte üretim sürecinin dikkati başka bir insanın deneyimine yönlendirmesi, örgüyü perspektif alma açısından ilginç bir gündelik pratik hâline getirebilir.


Bir Başkası İçin Örmek ve Perspektif Alma


Başka bir insan için el emeğiyle bir ürün hazırlamak, hazır bir ürün satın almaktan farklı bir psikolojik süreç içerebilir. Örgü sırasında ürünün biçimi, rengi, ölçüsü ve kullanım özellikleri tekrar tekrar değerlendirilir. Çocuk için hazırlanan bir berede ipliğin yumuşaklığına dikkat etmek, yaşlı bir birey için örülen bir hırkanın kolay giyilebilmesini düşünmek veya bir arkadaş için hazırlanan atkıda onun sevdiği renkleri tercih etmek, üretim kararlarının karşıdaki kişinin özelliklerine göre şekillenmesine örnektir.


Buradaki önemli nokta, üreticinin kendi tercihlerinden tamamen vazgeçmesi değildir. Daha çok, üretim sürecine ikinci bir bakış açısının eklenmesidir. Kişi artık yalnızca “Ben ne yapmak istiyorum?” sorusuyla değil, “Bu ürünü kullanacak kişi bundan nasıl bir deneyim yaşayacak?” sorusuyla da ilgilenmektedir. Kullanıcı merkezli tasarım ve empatik tasarım yaklaşımlarında da benzer biçimde, bir ürünün yalnızca teknik özelliklerinin değil, onu kullanacak kişinin ihtiyaçlarının ve deneyimlerinin anlaşılması önem taşımaktadır. Bu nedenle başka biri için örgü örme süreci, gündelik yaşam içerisinde gerçekleşen küçük bir perspektif alma pratiği olarak değerlendirilebilir.


El Emeği, Zaman ve Duygusal Anlam


El yapımı ürünlerin kişilerarası ilişkiler açısından dikkat çekici özelliklerinden biri, üretim için harcanan zamanın görünür hâle gelmesidir. Bir örgü projesi birkaç saat içerisinde tamamlanabileceği gibi haftalar veya aylar boyunca da devam edebilir. Bu süreçte yüzlerce hatta binlerce tekrarlayan hareket gerçekleştirilir; hatalar düzeltilir, bazı bölümler sökülüp yeniden örülür ve ürün aşamalı biçimde ortaya çıkar. Dolayısıyla ortaya çıkan nesne yalnızca kullanılan ipliğin ve tekniğin değil, aynı zamanda üretici tarafından ayrılan zamanın ve dikkatin de bir sonucudur.


Bu durum özellikle örgünün hediye olarak verilmesi söz konusu olduğunda sosyal anlam kazanabilir. El emeğiyle hazırlanmış bir ürün, maddi değerinin ötesinde üretim için harcanan zamanı temsil edebilir. Hediye verme üzerine yapılan sosyal ve psikolojik değerlendirmeler, hediyelerin kişilerarası ilişkilerde sembolik anlam taşıyabildiğini göstermektedir. Örgü gibi emek yoğun üretimlerde bu sembolik boyut daha belirgin hâle gelebilir; çünkü alıcı yalnızca tamamlanmış ürünü değil, o ürünün hazırlanması için ayrılmış zamanı da algılayabilir.


Bu nedenle yıllar önce örülmüş bir atkının veya kazağın işlevsel değerini kaybetmesine rağmen saklanmaya devam etmesi şaşırtıcı değildir. Nesne zaman içerisinde bir kişiyi, ilişkiyi veya yaşam dönemini temsil eden duygusal bir hatırlatıcıya dönüşebilir.


Örgü Grupları Sosyal Bağları Nasıl Destekleyebilir?


Örgünün empatiyle ilişkilendirilebilecek bir diğer yönü topluluk içerisinde gerçekleştirilebilmesidir. Örgü grupları, atölyeler, örgü kafeleri, çevrim içi topluluklar ve kamusal örgü etkinlikleri insanların ortak bir ilgi alanı üzerinden bir araya gelmesini sağlayabilir. Riley, Corkhill ve Morris tarafından 2013 yılında yayımlanan ve 3.545 örgücünün katıldığı çalışmada, örgü örmenin psikolojik ve sosyal iyi oluşla ilişkili yönleri incelenmiştir. Araştırmada katılımcıların örgüyü rahatlama, yaratıcılık ve stresle başa çıkma gibi deneyimlerle ilişkilendirdikleri; grup içerisinde gerçekleştirilen örgü faaliyetlerinin ise sosyal temas ve iletişim açısından anlamlı olabildiği görülmüştür.


Ortak bir aktivitenin bulunması, sosyal iletişimin başlamasını da kolaylaştırabilir. İnsanların birbirlerini hiç tanımadığı bir ortamda konuşmaya başlamak zaman zaman zor olabilirken, örgü grubunda konuşmanın başlangıç noktası doğal olarak yapılan aktivitenin kendisi olabilir. Kullanılan iplik, öğrenilen bir teknik, tamamlanmak üzere olan bir proje veya yaşanan bir örgü hatası sohbet için ortak bir zemin yaratır. Zaman içerisinde teknik bilgi paylaşımı kişisel deneyimlerin paylaşılmasına dönüşebilir. Böylece örgü, sosyal etkileşimin doğrudan amacı olmaktan çok insanlar arasında iletişimi kolaylaştıran bir araç hâline gelebilir.


Örgü Öğretmek, Sabır ve Empatik İletişim


Bir beceriyi başka bir insana öğretmek, yalnızca sahip olunan bilgiyi aktarmak anlamına gelmez. Etkili öğretim, karşıdaki kişinin neyi bildiğini, hangi aşamada zorlandığını ve bilgiyi nasıl daha kolay anlayabileceğini değerlendirmeyi gerektirir. Örgü topluluklarında bu durum oldukça sık görülmektedir. Deneyimli bir örgücü için otomatikleşmiş olan bir hareket, örgüye yeni başlayan biri için karmaşık olabilir. Bu noktada öğreten kişinin kendi deneyiminden geçici olarak uzaklaşarak yeni başlayan kişinin bakış açısını anlamaya çalışması gerekir.


Örneğin yıllardır düz ve ters ilmek ören biri bu hareketleri artık düşünmeden gerçekleştirebilir. Ancak ilk kez şiş tutan bir kişiye aynı tekniği öğretirken hareketi yavaşlatması, farklı bir açıdan göstermesi veya açıklama biçimini değiştirmesi gerekebilir. “Benim için kolay” düşüncesinden “Karşımdaki kişi hangi noktayı anlamıyor?” sorusuna geçiş, perspektif alma açısından önemli bir değişimdir. Dolayısıyla örgü öğretme ve öğrenme süreçleri, sabır, iletişim, karşılıklı yardım ve farklı öğrenme hızlarına uyum sağlama gibi kişilerarası becerilerin kullanılabildiği sosyal ortamlar yaratabilir.


Örgü, Aidiyet ve Topluluk Duygusu


İnsanların bir gruba ait olduklarını hissetmeleri psikolojik iyi oluş açısından önemli sosyal faktörlerden biridir. 2024 yılında yayımlanan ve örgü, tığ işi, dikiş, nakış, quilting ve benzeri tekstil el sanatlarını ele alan 25 çalışmanın incelendiği kapsam taramasında, el sanatlarının iyi oluşla ilişkili çeşitli boyutları değerlendirilmiştir.

İncelemede sosyal bağlantı, aidiyet ve değer görmenin yanı sıra amaç duygusu, başarı, kimlik, aile, kültür ve miras gibi temaların öne çıktığı görülmüştür. Bu bulgular el sanatlarının bazı bireyler açısından yalnızca boş zaman aktivitesi değil, sosyal kimlik ve topluluk deneyiminin bir parçası olabileceğini göstermektedir.


Ortak ilgi alanına dayanan topluluklarda insanlar birbirlerinin deneyimleriyle karşılaşma fırsatı bulur. Aynı örgü tekniğini kullanan iki kişinin yaşam koşulları, yaşları, meslekleri veya kişisel geçmişleri tamamen farklı olabilir. Ancak ortak aktivite ilk temasın kurulmasını kolaylaştırabilir. Sosyal psikoloji açısından bu tür karşılaşmalar önemlidir; çünkü başka insanların deneyimlerini anlamak için öncelikle bu deneyimlerle karşılaşmak gerekir. Birlikte üretmek, sohbet etmek ve bilgi paylaşmak farklı yaşam deneyimlerinin aynı ortam içerisinde görünür hâle gelmesine olanak sağlayabilir.


Örgünün Yavaş Ritmi ve Dinleme Deneyimi


Modern günlük yaşam büyük ölçüde hız ve bölünmüş dikkat üzerine kuruludur. Dijital bildirimler, kısa içerikler ve aynı anda birden fazla işle ilgilenme alışkanlığı, dikkatin sürekli olarak farklı uyaranlara yönelmesine neden olabilir. Örgü ise yapısı gereği bundan farklı bir ritme sahiptir. Bir ürünün ortaya çıkması için belirli hareketlerin tekrar edilmesi ve sürecin aşamalı biçimde ilerlemesi gerekir. Tekstil el sanatları üzerine gerçekleştirilen çeşitli çalışmalar, bu tür tekrar eden yaratıcı faaliyetlerin bazı bireylerde rahatlama, odaklanma ve olumlu duygu durumuyla ilişkili olabileceğini göstermektedir.


Bu durum empati açısından dolaylı olarak önem taşıyabilir; çünkü empatik iletişim dikkat gerektirir. Bir insanın ne söylediğini anlamak yalnızca kelimeleri duymaktan değil, konuşmaya yeterli zihinsel alan ayırmaktan geçer. Birlikte örgü örülen ortamlarda aktivitenin tekrar eden yapısı, sohbetin sürekli göz teması veya kesintisiz konuşma gerektirmeden ilerlemesine olanak sağlayabilir. İnsanlar bir yandan elleriyle üretirken diğer yandan konuşabilir, dinleyebilir veya zaman zaman sessiz kalabilirler. Bu nedenle örgü grupları bazı kişiler için doğrudan sohbet odaklı ortamlara kıyasla daha doğal bir sosyal etkileşim alanı oluşturabilir.


Yardım Amaçlı Örgü ve Prososyal Davranış


Örgünün sosyal boyutlarından biri de başkalarının ihtiyaçlarına yönelik üretimdir. İhtiyaç sahibi bireyler için hazırlanan atkılar, bereler ve battaniyeler; hastaneler veya sosyal kuruluşlar için yürütülen üretim projeleri ve topluluk temelli dayanışma çalışmaları örgünün prososyal davranışla kesiştiği örneklerdir. Psikolojide prososyal davranış, genel olarak başka insanların yararını gözeten gönüllü davranışları ifade eder. Bir kişinin zamanını ve emeğini tanımadığı bir insan için kullanması, üretimin kişisel tatminin ötesine geçerek toplumsal bir işleve sahip olabileceğini göstermektedir.


Bununla birlikte empati ile yardım davranışının aynı kavramlar olmadığını belirtmek önemlidir. Bir insana yardım etmek her zaman onun gerçek ihtiyacını anlamak anlamına gelmeyebilir. Empatik yaklaşım, üretim sürecinde “Ben ne yapmak istiyorum?” sorusundan çok “Karşıdaki insanın neye ihtiyacı var?” sorusunun dikkate alınmasını gerektirir. Dolayısıyla sosyal amaçlı örgü projelerinde kullanılacak ürünün özelliklerini, hedef grubun koşullarını ve gerçek ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak, iyi niyetli yardım davranışını daha ihtiyaç odaklı bir yaklaşıma dönüştürebilir.


Kuşaklar Arası Aktarım, Örgü ve Empati


Örgü aynı zamanda kuşaklar arasında aktarılabilen kültürel bir pratiktir. Pek çok insan örgüyü ailesindeki veya yakın çevresindeki başka bir kişiden öğrenirken, öğrendiği teknikleri daha sonra yeni kuşaklara aktarabilir. Bu aktarım yalnızca teknik bilginin paylaşılması anlamına gelmez. Belirli motifler, kullanılan yöntemler ve üretilen nesneler aile geçmişi, kültürel gelenekler ve kişisel hikâyelerle birlikte aktarılabilir. Nitekim tekstil el sanatları üzerine yapılan çalışmalarda aile, kültür, kimlik ve miras gibi kavramların tekrar tekrar ortaya çıkması bu sosyal boyutun önemini göstermektedir.


Kuşaklar arası etkileşim aynı zamanda farklı yaşam deneyimlerinin karşılaşmasını sağlar. Daha genç bir kişinin kendisinden önceki kuşakların üretim alışkanlıklarını öğrenmesi veya daha ileri yaştaki bir bireyin yeni kuşakların örgüye yaklaşımını gözlemlemesi, karşılıklı perspektif paylaşımına alan açabilir. Bu nedenle örgünün kuşaklar arasında ortak bir iletişim aracı hâline gelmesi, yalnızca bir el sanatının devamlılığını değil, farklı deneyimlerin ve hikâyelerin paylaşılmasını da destekleyebilir.


Örgü Örmek Gerçekten Empatiyi Geliştirir mi?


Örgü ve empati ilişkisini değerlendirirken bilimsel sınırların açık biçimde belirtilmesi gerekir. Mevcut araştırmalar örgü örmenin sosyal bağlantı, iyi oluş, aidiyet, yaratıcılık, amaç duygusu ve bazı bireylerde stresin azaltılmasıyla ilişkili olabileceğine dair bulgular sunmaktadır. Buna karşılık yalnızca örgü örmenin bireyin empati düzeyinde doğrudan ve kalıcı bir artış meydana getirdiğini gösteren güçlü bilimsel kanıtlar henüz sınırlıdır. Bu nedenle “örgü örmek insanları daha empatik yapar” biçiminde kesin bir sonuç çıkarmak bilimsel açıdan doğru olmayacaktır.


Bunun yerine örgünün empatiyle ilişkisini, empatik davranışların ortaya çıkabileceği koşullar üzerinden değerlendirmek daha anlamlıdır. Başka biri için üretmek kişinin perspektif alma süreçlerini kullanmasına, örgü toplulukları farklı yaşam deneyimleriyle karşılaşmasına, öğretme ve öğrenme süreçleri karşılıklı anlayış geliştirmesine, ortak projeler ise sosyal bağlantı ve aidiyet deneyimlerine katkıda bulunabilir. Dolayısıyla örgünün olası etkisi doğrudan bir “empati artırıcı” mekanizmadan çok, insanların birbirlerini tanımaları, dinlemeleri ve dikkate almaları için oluşturduğu sosyal alan üzerinden açıklanabilir.


Örgü Bizi Birbirimize Yaklaştırabilir mi?


Örgü örmek bireysel olarak sakinleşmek, üretmek veya yaratıcılığı ifade etmek amacıyla yapılabileceği gibi kişilerarası ilişkilerin de bir parçası hâline gelebilir. Başka biri için ürün hazırlarken onun ihtiyaçlarını düşünmek, bir örgü grubunda farklı insanlarla karşılaşmak, yeni başlayan birine sabırla teknik öğretmek veya sosyal bir amaç doğrultusunda ortak üretim yapmak, örgünün bireysel sınırların ötesine geçen yönlerini ortaya koymaktadır. Bu süreçlerin ortak noktası, dikkatin zaman zaman kişinin kendisinden başka insanlara yönelmesidir.


Bilimsel açıdan örgünün doğrudan empatiyi geliştirdiğini söylemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Ancak mevcut çalışmalar tekstil el sanatlarının sosyal bağlantı, aidiyet, iletişim, amaç ve topluluk deneyimleri açısından anlamlı olabileceğini göstermektedir. Empati de büyük ölçüde başka insanların deneyimlerini fark etmek, onları dinlemek ve kendi bakış açımızın dışında başka bakış açılarının bulunduğunu kabul etmekle ilişkilidir. Bu nedenle örgünün değeri yalnızca ortaya çıkan kazaklarda, atkılarda veya battaniyelerde değil; üretim sırasında kurulan ilişkilerde de aranabilir.


Belki de örgü ile empati arasındaki en güçlü bağlantı tam olarak burada bulunmaktadır. Bir başkası için seçilen bir renk, sabırla öğretilen bir teknik, örgü masasında dinlenen bir hikâye veya hiç tanımadığımız biri için ayrılan birkaç saat, tek başına empatiyi geliştirdiğimizi kanıtlamaz. Ancak bütün bu deneyimler başka insanların ihtiyaçlarına ve hikâyelerine dikkat etmek için fırsatlar yaratabilir. Örgü bu anlamda yalnızca iplikleri birbirine bağlayan bir üretim biçimi değil, uygun sosyal koşullar oluştuğunda insanların birbirleriyle bağ kurmasına aracılık edebilen yaratıcı bir pratik olarak değerlendirilebilir.


Not: Örgü ve diğer yaratıcı el sanatları psikolojik iyi oluşu destekleyebilecek faaliyetler olabilir; ancak psikoterapinin veya profesyonel ruh sağlığı desteğinin yerine geçmez.








Kaynakça


  • Le Lagadec, D. et al. (2024). Healing Stitches: The Impact of Needlecraft on Mental Health and Well-being. Issues in Mental Health Nursing.

  • Davis, M. H. (1983). A Multidimensional Approach to Individual Differences in Empathy. Journal of Personality.

  • Fuchs, C., Schreier, M. & Van Osselaer, S. (2015). The Handmade Effect: What’s Love Got to Do with It? Journal of Marketing.


Yorumlar


bottom of page