top of page

İlmeklerin Ardındaki Hikayeler: Örgünün İyileştirici Gücü

Bazı hikâyeler yüksek sesle anlatılmaz; bir evin köşesinde sessizce örülür. Bir çift elin ritminde, sabrın ve alışkanlığın içinde büyür. Onun örgüyle kurduğu bağ da tam olarak böyle; sözcüklerden önce dokunuşla başlayan, zamanla derinleşen bir yolculuk. Örgü onun için yalnızca ilmeklerin yan yana gelmesi değil; sevginin, emeğin, kaybın ve yeniden ayağa kalkmanın örüldüğü bir alan. Kimi zaman bir çocuğun yüzündeki mutluluğa dönüşen bir kazak, kimi zaman yalnız bir akşamda zihni susturan sessiz bir eşlikçi. Her ilmekte biraz sabır, biraz direnç ve biraz umut var. Bu, üretmenin iyileştirici gücüne inanan bir yaşamın hikâyesi; hayatı ilmek ilmek örmeyi seçmiş bir kadının içten anlatısı.
Anneanneden başlayan bir öğrenme yolculuğunun, yıllar içinde bir kadının hayatına nasıl kök saldığını dinliyoruz şimdi…

“Örgüyü ilk anneannemden öğrendim…”


Örgü örmeyi ilk olarak anneannemden öğrendim. Çocuk olmama rağmen onun gibi boynumda örgü örmeye çalışırdım. Ters ve düz örgülerde biraz zorlanırdım. Daha sonra annem de bana evde örgü örmeyi öğretti. İkisinin de emeği vardır üzerimde.


Yaklaşık 37–38 yıl öncesine ait çok özel bir anım var. Kızım üç yaşlarındaydı. Bir bayramda ona yeni bir şey alamamıştım. Bunun yerine bir günde lacivert pileli bir etek diktim ve bir gecede kırmızı-lacivert bir kazak ördüm. Sabah uyandığında onları gördüğünde çok mutlu olmuştu. Eşim de beni takdir etmişti. Hem hüzünlü hem de çok güzel bir anıdır benim için.


yaşlı el
“Yakında insan yaparsan hiç şaşırmam.”

Ördüğüm şeyleri görenler genelde çok beğenirdi. Örgüde renk uyumunun, ipin doğru yerde kullanılmasının ve doğru şiş ya da tığ numarasının önemli olduğunu düşünüyorum. Sanırım bu konuda bir zevkim var. İlk başta eşim beni çok takdir etmişti. Daha sonra çocuklarım ve çevremdeki insanlar da yaptıklarımı hep beğendi. Hatta bir arkadaşım şakayla karışık, “Yakında insan yaparsan hiç şaşırmam.” derdi.



“Örgü benim için başarmanın sembolü.”


Bir şeyi başlayıp bitirmek ve sonunda emeğime bakmak harika bir duygu.


Ördüğüm bir şeyi birilerinin üzerinde görmek, çanta olarak kullanıldığını görmek ya da çocuklara ördüğüm yelekleri, şapkaları taktıklarını görmek beni son derece mutlu ediyor.


Örgü benim en büyük yalnızlık arkadaşım oldu. Eşimi beş yıl önce kaybettim. O varken de örgü örerdim ve o da çok sever, beni takdir ederdi. Onu kaybettikten sonra örgü adeta yalnızlığıma ilaç oldu. Neşeme de hüznüme de eşlik etti. İpler olmadan bir dünya düşünemiyorum.


Örgü örerken hiç olumsuz şeyler düşünmem. Aksine zihnimi boşaltır. Büyük bir temizlik yapsam bile örgü örmeden yatamam; çünkü beni hem bedenen hem zihnen dinlendirir.


Gerçekten insanın kafasını boşaltıyor. Spor yapmak kadar faydalı olduğunu düşünüyorum. Kaslarımızı çalıştırıyor, ruh sağlığına iyi geliyor.


“Her yerde örebilirim.”


Örgü artık benim için bir alışkanlık. Sahilde, vapurda, otobüste… Her yerde örebilirim. El işi çantam her zaman yanımdadır. Sabah uyanınca, televizyon izlerken, arkadaşlarla buluştuğumda… Ruhum ne zaman isterse örgü örerim.


Bu aralar bir tığ işi kursuna da gidiyorum. Aslında bildiğim halde gitmem çocuklarımı şaşırttı. Ama sosyalleşerek öğrenmek hoşuma gidiyor. Yeni insanlar tanıyorum, yeni teknikler öğreniyorum. Akıl akıldan üstündür; buna her zaman inanmışımdır.


Yaptığım işlerin beğenilmesi beni mutlu ediyor. İnsanlara hediye ettiğim şeyleri severek kullanmaları hem beni hem onları mutlu ediyor. Evimin dekorasyonunda da örgüyü kullanıyorum.


“Örgü sabrı ve huzuru öğretiyor.”


Gençlerin de yavaş yavaş el işine yönelmesi beni çok sevindiriyor. Örgünün insanı daha tahammüllü ve yapıcı yaptığına inanıyorum. Gerçekten insanın kafasını boşaltıyor ve dinlendiriyor. Hem ruh sağlığına hem beden sağlığına iyi geliyor.

Herkese iplerle uğraşmayı, örgü örmeyi tavsiye ederim. Benim için örgü yalnızlığa ilaç, neşeye eşlikçi, hayata tutunma biçimi oldu.


Çok teşekkür ederim hepinize, herkesin her şey gönlünce olur umarım.





Sonuç


Onun anlattıkları bize bir kez daha şunu hatırlatıyor: Örgü yalnızca iplik ve şiş değildir. Bazen bir annenin çocuğu için bir gecede ördüğü kazaktır, bazen bir eşin takdir dolu bakışıdır, bazen de kaybın ardından insanın elini bırakmayan sessiz bir dosttur. İlmek ilmek örülen her parça aslında sabrı, dayanıklılığı ve umudu da örer. Zihni sakinleştiren ritmiyle insanı dinlendirir, yalnızlığa eşlik eder, neşeyi büyütür. Onun hikâyesi gösteriyor ki örgü bir hobi olmanın ötesinde; hayatla bağ kurmanın, üretmenin ve ayakta kalmanın bir yoludur. Ve bazen insanı en çok iyileştiren şey, elinin ucundaki o küçük ilmek olur.







bottom of page